Merve'nin
Genç bir sanat hayranının gözünden ve satırlarından dünya...
25 Eylül 2015 Cuma
Ayna gibi...
Hep çocuksu olan insanları sevmişimdir yakın bulmuşumdur kendime ve istemsizce hep çocuksu kaldım bende... Ama bu, o kadar gurur duyulması gereken birsey ki insan yeri gelince olgun olmayı bildikten sonra içindeki Masumiyeti ön planda tutmalı hep hayatta... Fesat düşünceleri, yalanları, hileleri, kötülükleri hep o çocuksu ruhu temizlemeli hatta hiç yer vermemeli. İşte ben bu yüzden bu kadar çok çocuksu görünürüm. Bu elimden gelen birşey değil. Kalbimde kötülük değil çocukluk olsun istiyorum. Hemde her yaşımda... Ve ileride öyle çocuklar yetiştirmek istiyorum ki; altmışındaki insan tecrübesiyle karar verebilen, kırk yaşındaki insanın öğrendiği sabırla sabredebilen, yirmi yaşındaki insanın neşesi gibi neşelenen, yeşeren, on yaşındaki çocuğun masumiyetine sahip olarak incindiği halde incitmeye kıyamayarak ve tanımadığı insanları bile severek yaşamalı... Ben çocuğuma baktığımda kendimi görmeliyim... Kendime baktığımda da annemi...
25 Temmuz 2015 Cumartesi
Her Adımımda Ailem
Öncelikle bu yazıyı; geçen gün bir arkadaşım "daha da büyüdüğümde de ailemin tavrı değişmeyecek, bir an önce yanlarından gitmek istiyorum" dediği için kaleme almak istedim. Ayrıca ailemizin aslında her an yanımızda olduğunu; her yaptığımız harekette hissetmemiz gerektiği için yazmam lazımdı.
İnsan ailesinin önemini gerçekten de büyüdükçe anlıyor... Eskiden, "üniversite bitince ayrı eve çıkarım kendi hayatımı yaşarım yalnız başıma" düşüncem varken, şimdi; ya üniversite bittiğinde" bana hadi iş bul da git " derlerse diye korku aldı yerini. Annem ilk kez geçen gün bana "büyüdüğün için teşekkür ederim" dedi düşündüğümde artık sadece ailemden destek görmek yerine, onlara da bir çok konuda destek olabildiğimi fark ettim. Dediklerimi hep önemserlerdi ama artık dediklerime göre hareket edebilmeye hatta beni ilgilendirmeyen konularda bile bana sorarak hareket etmeye başladılar. İş benim kişisel güvenliğim olduğunda ise hâlâ küçük bir kız çocuğuyum elbette!
Son zamanlarda aileme bir şeyleri ispatlama ihtiyacı duyduğumu fark ettim. Sanki onlar onayladığı zaman her ne yapıyorsam daha mükemmel olacaktı! Bu düşünce aslında yanlış çünkü bu benim hayatım onlara birşey kanıtlamam saçma olur fakat mantıklı bir şekilde düşündükten sonra aslında yaptığım yada yapmak istediğim her şeyde onları gururlandırmak istediğimi fark ettim. Mesele "bi şeyler kanıtlamak" değil, "onların mutlu olacağı şeyler yapmak"'tı. Gördükleri "en mükemmel insan" olabilmekti belki de amacım.
Onlara ne kadar değer verdiğinizi, onların mutluluğu için yapmaktan vazgeçtiğiniz şeylere bakarak veya yaparken "acaba ne hissederler" sorusunu kendinize sorduğunuz zaman anlarsınız.
Onların size ne kadar değer verdiğini ise ,mutlu olduğunuzda onların gözlerindeki huzuru görünce anlarsınız.
Kaç yaşında, nerede, ne yapıyor olursak olalım; hayatta olsalar da olmasalarda yanımızdalar hem de her düşüncemizde...
İnsan ailesinin önemini gerçekten de büyüdükçe anlıyor... Eskiden, "üniversite bitince ayrı eve çıkarım kendi hayatımı yaşarım yalnız başıma" düşüncem varken, şimdi; ya üniversite bittiğinde" bana hadi iş bul da git " derlerse diye korku aldı yerini. Annem ilk kez geçen gün bana "büyüdüğün için teşekkür ederim" dedi düşündüğümde artık sadece ailemden destek görmek yerine, onlara da bir çok konuda destek olabildiğimi fark ettim. Dediklerimi hep önemserlerdi ama artık dediklerime göre hareket edebilmeye hatta beni ilgilendirmeyen konularda bile bana sorarak hareket etmeye başladılar. İş benim kişisel güvenliğim olduğunda ise hâlâ küçük bir kız çocuğuyum elbette!
Son zamanlarda aileme bir şeyleri ispatlama ihtiyacı duyduğumu fark ettim. Sanki onlar onayladığı zaman her ne yapıyorsam daha mükemmel olacaktı! Bu düşünce aslında yanlış çünkü bu benim hayatım onlara birşey kanıtlamam saçma olur fakat mantıklı bir şekilde düşündükten sonra aslında yaptığım yada yapmak istediğim her şeyde onları gururlandırmak istediğimi fark ettim. Mesele "bi şeyler kanıtlamak" değil, "onların mutlu olacağı şeyler yapmak"'tı. Gördükleri "en mükemmel insan" olabilmekti belki de amacım.
Onlara ne kadar değer verdiğinizi, onların mutluluğu için yapmaktan vazgeçtiğiniz şeylere bakarak veya yaparken "acaba ne hissederler" sorusunu kendinize sorduğunuz zaman anlarsınız.
Onların size ne kadar değer verdiğini ise ,mutlu olduğunuzda onların gözlerindeki huzuru görünce anlarsınız.
Kaç yaşında, nerede, ne yapıyor olursak olalım; hayatta olsalar da olmasalarda yanımızdalar hem de her düşüncemizde...
9 Haziran 2015 Salı
İçimdeki "yabancı"
Lanet olası ağlama krizlerimden biri daha! Kendimi yırtacak ortalığı yıkacak kadar kuvvetli değil belki ama yine de ağlıyorum. Keşke yıksam ortalığı, yıksamda içimdeki beni yiyip bitiren beni her zaman olduğumdan daha mutsuz, huzursuz ve çaresiz bırakan "yabancıyı" atabilsem içimden... Kim mi "yabancı"? Benim içimdeki düşmanım , bana ilk panikatağı yaşatan, küçüklüğümden beri beni hastalık hastası yapan, Allah'ın cezası ve hep benimle olan İÇİMDEKİ MERVE! Kimi insan tek sesle ; kendi sesiyle yaşar hayatı. Hep çok özendim o insanlara... "Ben olamadım onlardan" diye hep ağlardım. Ben hep içimde beni yöneten bir sesle yaşadım. En zayıf anımda beni daha zayıf yapan bi türlü beni terk etmeyen bi sesle yaşadım! Ve yıllar sonra farkettim yönetildiğimi. Hayır, bu kalbimin sesi falan değil; ruhumu kontrol eden bi diktatör var içimde. Beni en çok yazmak rahatlatır dedim yazıyorum işte o kontrol etmiyor şu an beni! Bir tek yazarken kontrol bende sanki.
İlk paniktak krizimi geçirdiğim gün de bu "yabancı" bana "beyin kanaması geçiriyorsun, kalp krizi geçiriyorsun , Merve şu an ölüyorsun!" dedi. Neden yaşadım sanıyorsunuz? İçimdeki "yabancı" benden beslenerek, cıvıl cıvıl ruhumu yiyerek canavar gibi büyüdü. Yaşattığı stresten 7 kilo kaybettirdi. Durdurmasaydım bi canım kalmıştı alacağı. İyiki panikatak geçirdim diyorum bu yüzden.
İyiki geçirdim ki o "yabancı" yı tanıyorum artık. Onu nasıl durduracağımı öğreniyorum artık. Ve ben bir süre sonra ona "yabancı" demeyeceğim. O benim "benliğim" olacak bir süre sonra ne kadar fedakar davranmam gerekirse gereksin; doğduğundan beri güçlü ama bunu hissedemeyen ve hissettirmeyen Merve , yeniden doğacak. Bir gün; hep hayalleri olan o küçük kız o hayalleri yaşayacak.
İlk paniktak krizimi geçirdiğim gün de bu "yabancı" bana "beyin kanaması geçiriyorsun, kalp krizi geçiriyorsun , Merve şu an ölüyorsun!" dedi. Neden yaşadım sanıyorsunuz? İçimdeki "yabancı" benden beslenerek, cıvıl cıvıl ruhumu yiyerek canavar gibi büyüdü. Yaşattığı stresten 7 kilo kaybettirdi. Durdurmasaydım bi canım kalmıştı alacağı. İyiki panikatak geçirdim diyorum bu yüzden.
İyiki geçirdim ki o "yabancı" yı tanıyorum artık. Onu nasıl durduracağımı öğreniyorum artık. Ve ben bir süre sonra ona "yabancı" demeyeceğim. O benim "benliğim" olacak bir süre sonra ne kadar fedakar davranmam gerekirse gereksin; doğduğundan beri güçlü ama bunu hissedemeyen ve hissettirmeyen Merve , yeniden doğacak. Bir gün; hep hayalleri olan o küçük kız o hayalleri yaşayacak.
4 Haziran 2015 Perşembe
Herkes hayal kurabilir mi?
Biz insanlar umutlarımızla yaşarız, umutlarımızı ise hayallerimiz meydana getirir. Çoğu kimse hayal kurmadığını sanar yada hayallerinin peşinden koşmadığını... Ben en çok ;hayal kurmadığını ve "ben realist bir insanım hayatımda hayallere yer vermem" diyen insanları merak etmişimdir. Ne demek :"hayallere yer vermem"? Bunu diyen bir insana her zaman sorarım ; "bulunduğun yere hayal kurmadan ve bunlara ulaşmak için çabalamadan mı geldin?" Genellikle bu sorudan sonra biraz duraklarlar ve arkasından " tabiki kurdum ama olamayacak hayaller kurmuyorum" gibi bir cevap verirler. "Gerçekleşmeyecek hayallerin" olduğuna kesinlikle inanmıyorum bunu belirtmek isterim. Hayal kurduğun şeyler o anda var olan şeylerse, yer yüzünün neresinde olursa olsun yada gerçekleşmesi için ne kadar süre gerekirse gereksin; mümkündür. Neden kendimizi hayal kurmaktan, umut etmekten alıkoyalım ki?
Ben panikatak ve depresyonu beraber yaşadığım bir dönem geçirdim. O dönem anlayamadığım bir eksiklik vardı içimde. İlaç kullanmıyordum ama geçmesi için çaba da göstermiyordum. Durumu kabullendim ve hep var olacağını düşündüm. Geçmesini umut bile etmedim. Gençliğimi güzelce yaşayacağım günlerin hayalini kuramadım. Evet bir şekilde geçti çok şükür.( Yakında nasıl geçtiğine dair yayınlarım olacak ). Geçtikten sonra fark ettim ki o eksiklik ;" hayallerim" di. Ailem, dostlarım yada hiçbir psikiyatrist bu eksikliği göremiyordu veya dolduramıyordu. Ben hayal kuramıyordum. Gerçekleşmesini istediğim hiçbirşey yoktu. Oysaki eskiden hayal kurmadan uyumayan bir insandım.
Panikatak süreci bittikten sonra olgunlaştığımı ve biraz olsun büyüdüğümü, artık bir çok şeye reailst yaklaştığımı söylediler. Evet öyleydi belki ama artık en çok tek bir şey için dua ediyorum. Ne olursa olsun; "HAYALLERİMİN VE UMUTLARIMIN HEP ZİHNİMDE VAR OLMASINI..." Sizler de yaşınız kaç olursa olsun, karakteriniz neleri gerektirise gerektirsin hep hayal kurun ve umut edin. Bir süre sonra kurduğunuz hayaller için çabaladığınızı ve daha sonra ise bunların gerçekleştiğini fark edeceksiniz...
Ben panikatak ve depresyonu beraber yaşadığım bir dönem geçirdim. O dönem anlayamadığım bir eksiklik vardı içimde. İlaç kullanmıyordum ama geçmesi için çaba da göstermiyordum. Durumu kabullendim ve hep var olacağını düşündüm. Geçmesini umut bile etmedim. Gençliğimi güzelce yaşayacağım günlerin hayalini kuramadım. Evet bir şekilde geçti çok şükür.( Yakında nasıl geçtiğine dair yayınlarım olacak ). Geçtikten sonra fark ettim ki o eksiklik ;" hayallerim" di. Ailem, dostlarım yada hiçbir psikiyatrist bu eksikliği göremiyordu veya dolduramıyordu. Ben hayal kuramıyordum. Gerçekleşmesini istediğim hiçbirşey yoktu. Oysaki eskiden hayal kurmadan uyumayan bir insandım.
Panikatak süreci bittikten sonra olgunlaştığımı ve biraz olsun büyüdüğümü, artık bir çok şeye reailst yaklaştığımı söylediler. Evet öyleydi belki ama artık en çok tek bir şey için dua ediyorum. Ne olursa olsun; "HAYALLERİMİN VE UMUTLARIMIN HEP ZİHNİMDE VAR OLMASINI..." Sizler de yaşınız kaç olursa olsun, karakteriniz neleri gerektirise gerektirsin hep hayal kurun ve umut edin. Bir süre sonra kurduğunuz hayaller için çabaladığınızı ve daha sonra ise bunların gerçekleştiğini fark edeceksiniz...
17 Nisan 2015 Cuma
Kitabımdan bir kesit...
...Eğer kendinizi bir konuda mükemmel olduğunuza inandırırsanız, “kendinizi zihninize esir etmiş” olursunuz. Çünkü mükemmellik, her yönden kusursuzluk ve “sıfır hata” gerektirir. Kendinize hata payı bırakmazsanız, takıntılarınızda boğulursunuz, hayattan zevk alamazsınız. “Mükemmeliyetçilik” ciddi bir takıntıdır...
1 Nisan 2015 Çarşamba
Bugün...
Bugün hayatıma başka insanları örnek almadan devam etmem gerektiğini fark ettim. Önemsemeden, kulak asmadan, onların dediklerine moral bozmadan yada gereksiz kibir yapmadan, sadece kendi bildiklerimim ve kendi hayallerimin peşinde gitmem gerektiğini fark ettim. Çünkü o başkaları ya sizi korumak için, yada kıskandığı durdurmaya çalışabilir ve bu göze alınamaz bir hata olur...
30 Mart 2015 Pazartesi
Kitabımdan bir kesit
"...İnsanın en büyük cesareti kendine olan güveni değil midir zaten? Sormuştum ya en cesur olduğunuz an hangisi diye; işte o an aynı zamanda kendinize en çok güvendiğiniz andır ve onun zevki başka hiçbir şeyde yoktur..." (ana.konu bu değil)
Kaydol:
Yorumlar (Atom)